Yarım Kalan Gezi, Balkanlar (Yaz 2023) Bölüm 05, Kuzey Makedonya, Tetova (Fotoğraf Gezi Kültürü)

blog-item

1 Ağustos 2023 – Salı

Sabah kalkıp dağ ve orman havasında kahvaltımızı yapıp, arabayı toparlayıp, karşıdan araba gelmesin dualarıyla o dar yoldan salıyoruz kendimizi aşağıya.

Sabah Tetova’nın tepeden görüntüsü

Tetova ’da arkadaşlar resmi bir dilekçe vereceklerdi, biraz soruşturup, araştırıp işlerini hallediyorlar. Akabinde gelmişken Aynalı Cami ve İsa Bey Hamamını (Ki sonradan 2015 ‘te Türkiye tarafından restore edilip sergi salonuna dönüştürülmüş.) dolaşıyoruz. Aynalı cami çok güzel, bol bol fotoğraf çekiyoruz.

Aynalı Cami

Her camide olduğu gibi, caminin önündeki bankta oturan amcalar var. Biri ile kısa bir sohbetimiz oluyor. Yakasında Türkiye’den bir partinin rozeti var. Türkiye’de her şeyin yolunda olup olmadığı konusunda tartışıyoruz. Olmadığı konusunda ikna olmuyor Arnavut amca. Neyse, bir yerlerde birer mercimek çorbası içerek ayrılıyoruz Tetova’dan. İstikamet Kosova. Tam dağlara vurmuşken kendimizi “Aha o da ne!….” Araba bir alarm veriyor. Aslında bir alarmdan ziyade bir tehdit. Türkçe meali “AdBlue sisteminde bir arıza var. Eğer 600 km içerisinde bir servise gitmezseniz arabayı bir daha çalıştıramayacaksınız.” Biz şoke. Ne yapacağız? Sakin düşünmek için ileride, ormanın kenarında bir kafe görüp, giriyoruz.  Şansımıza Wi-Fi var ama bir de çok konuşan bir sahibi var. Sazı eline alıyor. Sürekli çözümler üretiyor. Biz birer bitki çayı içerken o hiç susmuyor. En yakın servis Üsküp. Bizim için servisle konuşuyor, iki hafta dolu olduklarını, yarının zaten bayram olduğunu ve kapalı olduklarını anlatıyor. Biz tatmam sağol deyip, paramızı ödeyip kalkıyoruz. Bu arada İstanbul servi WhatsApp aramalarımıza yanıt vermiyor. Tornistan yapıp dönüyoruz Üsküp’e. Bir umut, direkt servise gidiyoruz. Kapanmasına yarım saat kala yakalıyoruz. Bizim araba Mitsubishi L200, burası Mercedes’le ortak çalışan bir servis. Mitsubishici gitmiş. Mercedesçi, Mitsubishici ile telefonla konuşuyor ve bilgisayarla bakmak için arabayı içeri alıyor. Bir, bir buçuk saat sonra gelip “bir veya iki tane gaz sensörü bozuk, bizde parça yok, iki veya üç haftada sürer gelmesi, siz Sofya veya Atina’ya gidin” diyor. Hoppala ne olacak şimdi. Düşüneceğiz bakalım. Bugün geç oldu. Kalacak bir yer bulmak üzere Park4night aplikasyonuna bakıyor ve bir yeri gözümüze kestiriyoruz. Gittiğimizde bir az pis olduğunu ama konumunun iyi olduğunu görüp kalmaya karar veriyoruz. Büyük bir alışveriş merkezine çok yakın. Ve hemen ilerisinde de bir benzinci var. Araba eksik olduğunu anlamamış veya eksik uyarısı vermemiş olabilir diye on litre AdBlue alıp koyuyoruz depoya. Ayrıca İnternet ile İstanbul’daki servisle konuşuyoruz. Çok profesyonel bir çözüm öneriyor “akü kutup başını sök, on dakika bekle 😊. Onu da yapıyorum ama nafile. Her adımda kilometreden yiyoruz ayrıca. Edirne’ye menzilim yetmiyor, 70 – 80 km eksik kalıyor, yoksa basıp gideceğim Türkiye’ye, o kadar moralim bozuk. Bir elektronik mühendisi olarak teknolojiye, elektroniğe bu kadar küfür edebildiğime çok şaşırıyorum. Neyse, gece burada kalıyoruz.

2 Ağustos 2023 – Çarşamba

Sabah kalkıp kahvaltı yapıyoruz. Bu arada Sofya servisle konuşmaya çalışıyoruz. Onlar da bir hafta dolularmış. Kontak kurduğumuz, Bulgaristan’da yerleşik arkadaşlarımız, tanıdıkları yetkin özel servisleri öneriyorlar fakat arabanın daha iki buçuk sene garantisi var. Özel servisle bu garanti bozulabilir, zaten çözüm bulacakları da meçhul, bu riske girmek istemiyorum. Başka öneri gidebileceğimiz noktaya kadar gidip sonrasında bir çekici ile Türkiye’ye devam etme falan. Her neyse, biz Sofya’ya gidip servise acil giriş yapmayı seçiyoruz. Bu noktada Reyan ve Öykü ile yolları ayırıyoruz. Onlar otobüslerle falan devam edecekler geziye. Çünkü 13 ‘ünde Üsküp – İstanbul uçağında olmaları lazım. Onlar gidiyor, biz Sofya’ya doğru yola çıkıyoruz.

Kuzey Makedonya paraları

Sofya son kurşun, oradan sonra 150 km menzilimiz kalacak. Bakanlarda en ucuz mazot Makedonya’da, depoyu full hale getiriyoruz. Yaklaşık iki saat sonra Bulgaristan sınırındayız. Kolayca geçiyoruz sınırdan. Bulgaristan karayollarını kullanmak için Vinyet denen bir ücret var. 8 Euro karşılığında bir haftalık vinyetimizi alıyoruz.

Sınırdan geçer geçmez Bulgar polisi çeviriyor bizi. Ünlerini duyduğumuz için biraz tedirgin oluyoruz. Pasaport ve ruhsatı alıp arabasına gidiyor ve gelip evrakları verip tamam devam edin diyor. Tam kalkacakken ruhsatı geri getirmediğini fark edip gidip alıyorum. Kasten mi, gerçekten unuttu mu bilemedim ama alıp devam ediyoruz. Bastırıp servise kadar gidiyoruz. Servis akşam 17:30 ‘da kapandığı için yetişemiyoruz, sabahı bekleyeceğiz. Servisin bahçesi müsait, gerçi soracak kimse yok ama ne olacak? Park edip orada kalmaya karar veriyoruz. Hemen yolun karşısında benzinci var, tuvalet ihtiyacı böyle daha kolay. Karnımız aç. Arabayı park edip, yemek yiyecek bir yer bulmak üzere yürümeye başlıyoruz. Bulduğumuz yerler nakit çalışıyor. Biz de para bozdurmadık ve Euro almıyorlar. Çok büyük bir yer değil bu mahalle. Aç kalacağız resmen. Sonunda kredi kartı geçen büyükçe bir market buluyoruz, sıcak yemek reyonu da var, et, tavuk kanat, ekmek, sosis alıyoruz sıcak sıcak. Arabaya dönüp mideye indiriyoruz. Sonra da karşıdaki benzincide kahvemizi içip arabaya yatmaya dönüyoruz. Yarın kader günü. Sabah her şey belli olacak. Yarın ola hayır ola diyerek yatıyoruz. 

3 Ağustos 2023 – Perşembe

Sabah erken kalkıyoruz, daha servis elemanları gelmemiş. Birer kahve yapıp beklemeye başlıyoruz. Bir süre sonra servis açılıyor. Giriyoruz, çat pat derdimizi anlatıyoruz. Verin anahtarı bir kontrol edeyim deyip arabaya gidiyor ilgilenen adam. Biraz sonra dönüp “her hangi bir sinyal yok.” diyor. Allah, Allah, hemen koşup ben de bakıyorum, evet yok. Nasıl yani? 450 km ve üç gün süreyle var olan, bizi uzun turumuzdan döndüren uyarı şimdi yok. Adama bilgisayar bağlayıp geçmiş hatalara bakar mısın diyorum. Tabii ama servis ücreti 150 Euro karşılığına gelen Leva diyor. Araba daha garanti kapsamında diyorum. Fakat bizimkiler servisleri on-line sisteme yüklüyorlar ve arabanın servis kitapçığına işlemiyorlar. Bunlar da servis kitapçığına işlenmezse garanti geçerli saymıyorlar. Hemen oradan bizim İstanbul servisini arıyorum. “Eğer uyarı gittiyse bir şey olmaz bas gel” diyor bana. Oturup düşünüyoruz Gülten’le kafa kafaya verip. Bir seçenek, tekrar geri dönüp, arkadaşları bulup kaldığımız yerden devam etmek. Ama benim hevesim çok kaçtı. Arıza konusunda hala içim rahat değil, bir, iki gün sonra ne olacağı meçhul. İkinci seçenek basıp dönmek İstanbul’a. Üçüncü seçenekte, buradan Yunanistan’a gidip, bizim karavan imalatçısı arkadaşımız Sabri ve ailesi ile buluşup bir akşam tavernada yemek yiyip ertesi gün de denize girip dinlenmek. Biraz kafa dağıtıp, stres atmak için bu fikir cazip geliyor ve atlayıp arabaya Yunanistan’a geçiyoruz. Dedeağaç’a çok yakın Makri kasabasında (veya köy, her neyse) buluşuyoruz. Vakit akşama yakın, biraz denize girip sonra yine Türklerin işlettiği Dervish Tavernaya gidiyoruz. Akşam şu geçen birkaç günün stresini atıp eğleniyoruz. Ertesi gün de akşama kadar sakin kumsalda sohbet edip, denize girip dinleniyoruz. İyi de geliyor.

Evet, yarım kalan tatili buraya kadar yazdım. Gerisi yukarıda yazdığım gibi standart bir deniz tatili olarak geçti. Fotoğraf çekmedim. İki gece kalıp Türkiye’ye döndük. Ne yapalım, her tatil mükemmel geçecek değil ya 😊. Bu da böyle bitti.

Site araması

Bu Blog hakkında

Eğer sıkılmazsanız bu Bolg’da Karavan ve karavansız uzaklara yaptığımız fotoğraf ağırlıklı gezi yazılarımı izleyip, okuyacaksınız..