Türkiye’nin Doğusu (İlkbahar 2025) Bölüm 04, Ağrı, Doğubayazıt (Fotoğraf Gezi Kültürü)

blog-item

22 Nisan 2025 – Salı

Salı sabahı erken kalkıp kahvemizi içiyor ve çıkmak için hazırlanıyoruz. Bu arada ev sahibimiz aşağı iniyor, vedalaşıp çıkıyoruz. İlk hedef Ani Ören Yeri. Kısa sürede oradayız.

Çok güzel ve dolaşmak için çok büyük bir alan. Neyse ki elektrikli arabalar var işi kolaylaştırmak için. 750TL ‘ye anlaşıyor ve biniyoruz. İyi de oluyor. Arabayı kullanan çocuk hem gezdiriyor hem de bildiği kadarıyla rehberliğimizi yapıyor.

Bol fotoğraf çekiyoruz. Derenin hemen karşı tarafında Ermenistan görünüyor. Yaklaşık bir saat dolaşıyoruz araçla. Eğer araç olmazsa sanırım dört, beş saat sürecek ve sıkı performans gerektirecek bir alan.

Şansımıza hava güneşli ve beyaz bulutlarla süslenmiş durumda. Zaten muhteşem olan yapılar bu havada daha da güzel görünüyorlar. Gezme ve çekme işleri bitince ayrılıyoruz ören yerinden. Ayrılırken ören yerinin dışındaki yerleşimde köylü kadın ve civcivleri ile biraz sohbet yapıyoruz.

Bu arada yavaş yavaş karnımızın acıktığını hissediyoruz, ne de olsa hala kahvaltı yapmadık. Dünden kalma peynir ve sucuğumuz var. Yol üstünde Digor’a uğrayıp çarşıdan ekmek ve simit alıyoruz. Digor’un çıkışındaki bir bezin istasyonunun bahçesindeki çardağa oturuyor, istasyondan da çay alarak kahvaltımızı yapıyoruz. Kahvaltıdan sonra Doğubayazıt’a doğru tekrar yola çıkıyoruz. Doğubayazıt’a varır varmaz hemen İshakpaşa Sarayı’na doğru direksiyonu kırıyoruz.

Burada epey dolanıp güzel sarayı dolaşıyor, yukarıdan Doğubayazıt’ı seyrediyor ve fotoğraflarımızı çekiyoruz. Hava ara ara güneşli, ara ara koyu gölgeli, uzakta da pus var Ağrı Dağı’nı çok iyi seçemiyoruz. Zaten tepesinden bulutlar eksik olmadı. Ama bu mevsim için yine de şanslıyız.

Saat beş gibi ayrılıyoruz oradan. Ayrılmadan kalacağımız oteli ayarlıyoruz. Aşağı inip oteli bulup yerleşiyoruz. Yerleştikten sonra çıkıp biraz sokaklarda dolaşıyoruz.

Yavaş yavaş acıkıyoruz. Yöresel bir şeyler yemek istiyoruz. İnternet’te araştırıp, sağa sola da sorunca Ergül’ün Mutfağına karar kılıyoruz. Vardığımızda müşterisi olmayan boş ve epey büyük mekanı görünce biraz şüpheleniyoruz ama yemeklerin gerçekten iyi olması bütün şüpheleri gideriyor. Yemekten sonra yine biraz daha dolaşıp otelin yan altındaki, sanırım kaçak mal satan pasajları geziyoruz. Orijinal diye iddia ettikleri gerçekten güzel outdoor giysi ve ayakkabılar var. Birer ayakkabı alıyoruz Hakan’la fakat fiyatını yazmayacağım inanmazsınız.

Alışverişten sonra otele dönüyoruz, bugün çok yorulduk, yatmak üzere odalara çekiliyoruz.  Bu yazıları yazdığım günlüğü gün içinde genelde fırsat bulamadığımdan akşam yatmadan önce yazarım. Bu sefer otel odasında masa sandalye olmayınca, lobiye inip orada yazıp çıkayım diyorum. Yazıyı yazıp çıkarken otelin sahibi Ahmet Bey laf atıyor, cevap veriyorum falan derken kendimi elimde bir bardak viski, Galatasaray-Konyaspor maçı açık bir televizyon önünde sohbet ederken buluyorum. Hem seyrediyor hem de laflıyoruz.

Dereden tepeden, spordan, siyasetten bahsettikten sonra Ahmet Koroğlu’nun varlıklı ve büyük bir tarihi eser koleksiyoncusu olduğunu öğreniyorum.  Bana yalnızca metal eserlerden oluşan büyük, kalın bir katalog armağan ediyor ve içerisindeki tüm eserlerin kendi koleksiyonundan olduğunu söylüyor. Biz kitaba bakarken beraber çalıştığı genç bir arkeolog geliyor yanımıza. O da sohbete katılıyor ve bir ara metal dışında toprak eserlerin bunun gibi iki, üç ciltlik katalog olabilecek kadar zengin olduğunu söylüyor. Beraber burada, Doğubayazıt’ta bir müze kurmak için çalışıyorlarmış. Neyse muhabbet uzuyor ve geç oluyor. Odalara çıkarken Ahmet Bey odasındaki dolapta duran on, on beş toprak kabı gösteriyor. Arkeolog bunların 5000 yaşında olduğunu fısıldıyor kulağıma. Eserlere baktıktan sonra bana İstanbul’daki oğlu Suat Koroğlu’nun iki romanını da armağan ediyor, valla süper. Ahmet Beyle İstanbul’da da görüşmek üzere sözleşip vedalaşıyoruz. Saat epey geç oldu uyumaya çıkıyorum.

Site araması

Bu Blog hakkında

Eğer sıkılmazsanız bu Bolg’da Karavan ve karavansız uzaklara yaptığımız fotoğraf ağırlıklı gezi yazılarımı izleyip, okuyacaksınız..