Kıyı, Kıyı Yunanistan (Yaz 2018) 3. Bölüm (Atina – Mora, Kato Samiko ) (Fotoğraf Gezi Kültürü)

blog-item

Otoparkın İşletmecisi çok ilgili bir kadın. Bize Atina’ya, Akropolis’e nasıl gidileceğini, nerelerin gezilmesi gerektiğini, fiyatları, kombine müze biletini, her şeyi, bize verdiği bir harita üzerinde anlatıyor. Otoparkın günlüğü 13 €, kapılar sabah 6:15 de açılıyor, 22:00 da kapanıyor. Eğer geç kalırsanız haber verin gelir açarım diye de açık kapı bırakıyor.

Biz Muazzez’i park edip, Pire Limanında uzun bir tur atıp, sonra dönüp, karavanda yemek yeyip yatıyoruz. Yarın uzun bir gün olacak.

Sabah kahvaltı için sandviç hazırlayıp 8:15 gibi ayrılıyoruz otoparktan. Metro beş dakika mesafede. Gidip gişeden biletlerimizi alıyoruz. Bilet 1.40 €, 1.5 saat içinde neye binersen bin geçerli. Küçük olduğu için Ada’ya indirimli bilet veriyor gişedeki adam. Kartlar manyetik, turnikeden geçip biniyoruz metroya.

“Pireas” istasyonundan binip, yedi durak sonra “Monastiraki” istasyonunda iniyoruz. Tam meydana.

Atina, Monastiraki Meydanı

Aldığımız tüyolar sayesinde direkt Akropol’ ü zorlamıyoruz. Zira çok uzun kuyruk oluyormuş. Akropol giriş 20 €. Onun yerine “Keramekios’ a” gidip, kombine bilet alıp, orayı ve müzesini dolaşıyoruz önce. Kombine bilet 30, Ada ise ücretsiz. Keramekios, adından da anlaşılacağı üzere seramik mahallesi imiş. Yani çömlekçilik yapıyorlarmış. Ayrıca önemli bir mezar, mezarlık alanı.

Atina, Keramekios Müzesinin bahçesinden bir görünüş.

Atina, Keramekios Müze’den altın figürler.

Sonra “Ancient Agora’ya” doğru yola çıktık ama girişini kaçırıp Akropolis’e kadar yürüyoruz. Tekrar inip çıkmak zor

geliyor. Programı tersten uygulayacağız. Bu sefer “Plaka” tarafından dolanıp önce Akropol Müzesine gidiyoruz. Müze’de gerçekten görülmeye değer eserler var. Kombine bilet Müze’de geçmiyor, bizim için 5’er, Ada için 3 € verip bilet alıyoruz. Maalesef fotoğraf çekmek yasak. Bazen fotoğraf çekmemekte güzel, müzeyi doya, doya dolaşıyoruz. Tabi kaçınılmaz olarak, herkes gibi biz de bir kaç selfi patlatıyoruz kaçak olarak. Müze’den sonra sıra Akropolde. Evet, acayip bir bilet kuyruğu var, biz kombinemiz ile elimizi kolumuzu sallayarak giriyoruz içeriye. Akropol çok yüksekte, öğle sıcağında çok yorucu oluyor. Çok gölgelik alan da yok. Ayrıca, İnşaat var, inşaat araçları, vinçler, iskeleler falan görseli de etkilemiş. Tüm bunlara rağmen heybetine diyecek hiç bir şey yok, insanı oldukça etkiliyor. İki saate yakın gezip, fotoğraf çekiyoruz. Artık çıkmamız lazım yoksa eriyeceğiz. Akropol’den çıkıp Plaka sokaklarında dolaşıyoruz. Burada oldukça çok kafe, taverna var. Birine oturup buz gibi bira ve patates yapıyoruz. Biraz dinlendikten sonra geziye devam. Biraz daha Plaka sokaklarında dolaşıp, açacak ve tabaklarımızı alıp koleksiyon faslını kapatıyoruz.

Atina, Akropol’den bir görüntü.

 

Atina, Ancient Agora krokisi

Saat 15:00’ i geçtiği için Hadrian Kütüphanesi kapalı. O zaman hedef Ancient Agora, yürüyerek varıyoruz. Kombine biletlerimiz

burada da geçerli. Kombine bilet ile beş gün içerisinde her yere girebiliyorsunuz ama birer kere girme şansınız var. Gerçekten çok yorulduk, yoksa burayı yarım bırakıp yarın devam ederdik.  Girdik bir kere bitireceğiz mecburen. Büyük bir alan (Broşürden görebilirsiniz) Hemen hemen her yerini dolaşıyoruz ama biz de bitiyoruz, 22,000 adım atmışız bu sıcakta şu ana kadar. Söyleniyor ama Ada’nın bizimle bu kadar yürümesine şaşırıyorum. Alışıyor sanırım.

Atina, Ancient Agora’da bir büst

 

(Bu arada söylemeyi unuttum Plaka’da biradan sonra dolaşırken terk edilmiş virane bir yapı görüp içine girdik, süper grafitiler vardı. Bolca fotoğrafladık.)

Artık saat altı oldu. Gücümüz olsa Akropol’ü tepeden gören bir nokta var, oraya çıkıp gün batımında Akropol’ü çekmek vardı, ama;

  • Çok yorgunuz
  • Hava çok bulutlu, hatta ara sıra gümbürdüyor.
  • Akropol’de, tepenin baktığı tarafta inşaat var.

Yani çıkmamak için neden çok. Bu günlük Atina gezimizi bitiriyoruz. Ancient Agora’ya yakın bir kahvede Grek kahvemizi içip dinleniyoruz.

 

 

 

 

 

 

Atina, Plaka’da virane yapının içindeki grafitiler.

 

Kahveden sonra İstasyona gidiyoruz, gişe yok, otomattan alacağız biletleri ama beceremiyoruz.Yunanlı bir genç yardım ediyor. Sabah indiğimiz istasyondan binerek Pire’ ye geri dönüyoruz. Otoparka yakın bir büfeden Yunanistan ’ın geleneksel yiyeceklerinden olan Pita ve bira ile karnımızı doyuruyoruz. Bu arada otoparkta tuvalet yok, Karavan ’ın da depo dolu, bakalım ne yapacağız.

28 Temmuz 2018, Cumartesi;
Hareket:              Atina                                     Kilometre: 114,819
Hedef :                 Mora, Nea Kios

Sabah kalkıp, giyinip hemen çıkıyor, otoparka yakın bir kafede sabah kahvemizi içiyor ve tuvaletini kullanıyoruz. Karavanın tuvaletinin deposu hala dolu. Metroya atlayarak dün gittiğimiz Monastiraki istasyona gidiyoruz. İlk ziyaretimiz erken kapandığı için dün giremediğimiz Hadrian Kütüphanesi.

Hadrian Kütüphanesinden bir görünüş.

Hadrian

Yakın olduğu için ikinci ziyaret Roman Agorası oluyor. İkisinde de dün aldığımız kombine biletler geçerli. Güneş yükseliyor, hava sıcak.

Roman Agorasından bir görüntü.

Üçüncü ziyaret olarak, Plaka’dan yürüyerek Hadrian Kapısına gidiyoruz. Hemen arkasında Olympieione var. İçindeki Zeus Tapınağı muhteşem. Buradan Akropol de görünüyor. (Zaten her yerden görünüyor.) Bu arada bir şeyi anlamadım. Zeus Tanrıların, Tanrısı değil mi? Athena’nın tapınağı yukarıda, Zeus’un Tapınağı aşağıda, hiyerarşiye ters. 🙂

Olympieione, Zeus Tapınağı

 

Neyse, sırada Başbakanlık Sarayı ve Parlamento Binası var ama önce, ilk modern olimpiyatların yapıldığı stadyuma dışarıdan bir göz atıp, biraz fotoğraf çekiyoruz. Sonrasında Lykeion Kalıntıları var fakat görülecek bir şey yok, yaz yağmuru da başlayınca, hızla dolaşıp çıkıyoruz.

Olimpiyat stadı

Başbakanlık Sarayı önündeki etek, tayt ve ponponlu ayakkabılı askerlerle hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Parlamento Binası önündeki askerlerin ilginç yürüyüşlerini seyredip devam ediyoruz.

Nöbetçi Yunan askeri

Görevini fazlasıyla yerine getiren Müze Kombine biletimiz.

Epey yorulduk. Dün 22,000 adım atmıştık, bugün 15,000 oldu. İki günde neredeyse Atina’ya kadar olan sürede yürüdüğümüz kadar yol yürüdük. Sırada dönüş var. Atina’nın İstiklal Caddesi gibi olan Ermou caddesinden geçerek artık aşina olduğumuz durağa gidip metro ile Pire’ye dönüyoruz. Aynı yerde bu sefer et şişten yapılmış pitamızı yeyip karavana dönüyoruz. Biraz toparlanıp akşam üzeri saat dört gibi yola çıkıyoruz. Hedef Mora yarım adası. Korint kanalından geçeceğiz. Tekne ile dolaşırken bir türlü  isteyip de ulaşamadığımız hedeflerden bir de Korint Kanalından geçerek Adriyatik denizine gitmekti. Kısmet karavanla bu kanalı karadan geçmekmiş. Saat altı gibi kanala geliyoruz. Çok derin.  Kanaldan geçen koca tekneler ufacık görünüyor. Köprüde Bungee Jumping yapıyorlar. Fotoğraflarımızı çekip devam ediyoruz, bakalım gecelemek için uygun yer bulabilecek miyiz? Hedef olarak Nea Kios’u seçip, sevdiğimiz bir ismi taşıyan Argos yerleşkesinden geçip, saat On Buçukta varıyoruz. (Argos, yıllardır ara sıra gittiğimiz, Maltepe Beş Çeşmelerde ki bir meyhanenin adı.) Hemen duşu olan bir sahil kenarına konuşlanıyoruz. Hava kararıyor. Muhteşem bir Ay mehtabında uzo ile sahile koyduğumuz sandalyelerde günü noktalıyoruz.

Korint Kanalı

Koordinat: 37.582593, 22.742758 (Yaklaşık)

Mora, Nea Kios, Sahili

Mora, Nea Kios, Ay mehtabı

29 Temmuz 2018, Pazar;
Hareket:              Mora, Nea Kios                Kilometre: 114,974
Hedef :                 Mora, Monemvasia

Sabah kalkıp, denize girip, duşumuzu alıp, hasır şemsiyenin altında kahvemizi içip güne başlıyoruz. Saat 11 gibi tekrar yola çıkıyoruz. Geldiğimiz yer tesadüfen Naflion’a çok yakın. 15 dakikada orada oluyoruz.

Mora, Naflion, Deniz içerisindeki Kale

Mora, Naflion, Cami ve kale

 

Naflion çok güzel bir yer. Biri denizin içerisinde toplam üç tane kalesi var. Büyük bir liman, limanda bir cruise gemisi, onlarca yelkenli ve balıkçı tekneleri görünüyor. Burası Helen’e başkentlik yapmış zamanında. Ayrıca, Osmanlının eline geçmiş, meydanda “Syntagmtos Meydanı” biri tiyatro olarak kullanılan iki tane cami var. Sokaklar çok güzel, uzaktan da olsa kaleleri fotoğraflıyoruz. Bir adet masa örtüsü satın alarak lokal alış verişimizi de tamamlıyoruz. Karavana dönüp saat 13:30’ da kahvaltımızı ancak yapabiliyoruz. Şimdi biraz dinlenme ve sonraki yere karar verme zamanı.

Hedefi Monemvasia olarak belirliyoruz. Yol yaklaşık 180 Km, yine sahil yollarını seçip navigasyona giriyoruz. Bu arada, yer araştırması, Naflion marinanın önünden su takviyesi falan yola çıkışımız akşam saat dördü buluyor.

Yol yüksek dağlardan, virajlı yollarda, küçük köylerden, enfes manzaralardan ilerliyor. Yükseldikçe hava serinliyor. Ara sıra yağmur çiseliyor, gök gürültüsü her daim var.

Tepede bir yerlerde durup kahve molası veriyoruz. Manzara muhteşem. Zaten her zaman olduğu gibi sık sık durup fotoğraf çekiyoruz.

 

 

 

 

 

Mora, Yoldayız.

Monemvasia’ya 10, 15 dakika mesafedeki kamp alanına gelmemiz 5 saati buluyor. 15’e yakın karavan var ağaçların altında, harika bir kumsal. Biz direkt kumsala dalıyoruz. Ön tekerler kuma saplanıyor, olsun yarın hallederiz nasıl olsa. Çok yorgunuz, donmuş balık almıştık, yapmaya üşenip makarna ile geçiştiriyoruz akşam yemeğini. Sonra da yine denize doğru muhteşem dolunayda, denize vuran ışıltılarını seyredip şarabımızı içerek atıyoruz günün yorgunluğunu.

Mora, Monemvasia kumsalı

Burası kamp için ideal bir yer. Çok sakin, geniş ve uzun kumsal, berrak deniz var. Ayrıca yerleşime uzak olmasına rağmen çalışan duş var.

İki seferdir konum almayı unutuyorum, bu da haritadan sonradan aldığım yaklaşık koordinat.

Koordinat: 36.732231, 23.029181  (Yaklaşık)

 

30 Temmuz 2018, Pazartesi;
Hareket:              Mora, Monemvasia        Kilometre: 115,153
Hedef :                 Mora, Karavoslasi

Sabah kalkıp, deniz ve duş işini hallediyoruz. Karavan toplanması, kahvaltı, tekerleğin altına kuru palmiye yaprakları koyarak karavanı kumdan kurtarma operasyonu derken yola çıkış 11’i buluyor. (Bu arada deniz çok berrak, kumlu, çok güzel. Söyleyeyim dedim bir daha.)

15 dakika sonra Monemvasia adasındayız. Güzel bir kalesi var. Ada bir köprü ile ana karaya bağlı.

Köprüden sonra park yerleri var, Muazzez’i park edip, kızımız Ada’yı karavanda bırakıp, yürüyerek adayı dolaşmaya gidiyoruz.

Kalenin tarihini Google’ dan okuyun artık. Ama muhteşem görüntüler var. Adanın ana karaya bakan, giriş kısmı sarp kayalık, dolayısıyla doğal sur. Denize bakan ucunda sur ve içinde dar sokaklar, evler, mağazalar, kafeler olan yaşam alanı. Yukarıya çıkınca ibadethane, hamam ve muhtemelen zamanının yönetim binaları alanına gidiliyor. İki saate yakın dolaşıyoruz. Sonra dönüp bir sonraki adımımız olan Sparta’ya doğru yola çıkıyoruz.

Mora, Monemvasia Adası, kale

Nispeten çok tırmanmadan, iyi bir yoldan Sparta ’ya 1.5 saatte ulaşıyoruz. Helenlere zorluk çıkaran Sparta, kalıntılarına verilen önemsizlikle kendini gösteriyor. Atina ’nın ihtişamı yanında Sparta ’yı çok sönük buluyoruz. Başlayan yağmurun da etkisiyle çabuk dolaşıyoruz. Belki de Spartalılar savaşçı olduklarından sanata çok önem vermemişlerdir, zaman ayıramamışlardır, belki de Yunanistan kazılara dediğim nedenden yeterince önem vermemiştir. Kim bilir?

Mora, Sparta antik kenti

Mora, Sparta, Spartalı asker

 

Her neyse, dolaştıktan sonra 1968’de dikilen Spartalı heykelinin önünde hatıra fotoğrafı çekilerek yola çıkıyoruz. Hedefimizde yine deniz kenarı var. Bize göre deniz kenarları gecelemek için daha uygun, daha keyifli. En azından Yunanistan için. Biraz geri dönerek Karavoslasi ’ye kadar geliyoruz.

 

Mora, Karavostasi sahili

Mora, Karavostasi gün batımı

Yine koyu tam karşıdan gören boş bir arsaya yerleşiyoruz. Koyda yelkenliler demir atmış. Hava güzel, biraz serin. Sahil iri taşlı ve denizin getirdiği malzemeler var etrafta. Masamızı kurup yemeğimizi yiyoruz, sonrasında denizi seyrederek uzo keyfi devam edecek.

Koordinat: 36.69709, 22.383347

 

31 Temmuz 2018, Salı;
Hareket:              Mora, Karavoslasi            Kilometre: 115,323
Hedef :                 Mora, Kato Samiko

Bu sefer erken kalkıp saat 8:30’ da yola çıkıyoruz. Bugün yolumuz fazla. Kahvaltıyı yolda atıştırarak yapıyoruz. İlk hedefimiz Antik Messene kenti. Ulaşmamız 12’yi buluyor. Önce Zeus tapınağına gitmeye çalışıyoruz ama bulamayıp, Moni Volkanou Manastırı ile idare ediyoruz. Tabelalar burayı gösterdiği halde, buradakiler bilmiyorlar tapınağı. Olsun zaten “N” adet Zeus tapınağı gördük.  Tekrar dönüp Antik kente geliyoruz. Giriş pahalı, 12 €, Athena Müzesi bile 5 € idi. Neyse, verip parayı giriyoruz. Geniş bir alan. O zaman yeni başlayan olimpiyatlar için yapılan stadyum, jimnasyum vb. gezmek, fotoğraf çekmek epey zaman alıyor. Alanın detayı fotoğraftaki broşürde var.

Mora, Messene Antik Kenti broşür ve krokisi

 

 

 

 

 

 

Mora, Messene Antik Kentinden bir görünüş

Mora, Kato Samiko, Kum Zambağı anısı

Messene’ den çıkıyoruz, bir sonraki hedef Olimpiya fakat oraya yetişemeyeceğiz. Yakın bir yerde, deniz kenarında kalalım diyoruz. Navigsayon ana yola kadar 45 dakika çok değişik yollardan götürüyor bizi. Hatta bir ara yolun ortasındaki asfalt çatlaklarında büyüyen ot ve bitkilerin boyu 40 cm olunca, yıllardır bizden başka aracın geçmediğini düşünüyoruz bu yollardan. Belki de yol bitecek geri dönmek zorunda kalacağız kuşkusu ile devam ediyoruz. (bu kuşkuyu Yunanistan’ da bir kaç kez yaşadık.) Ama yol bitiyor ve ana yola bağlanıyoruz. Kuşku bir yana ama bu ara yollar çok daha hoşumuza gidiyor. Yol sonunda bizi Olympia’ ya yakın mesafede bir deniz kıyısına getiriyor. İlk gördüğümüz plaj tabelasından içeri giriyoruz. Sürpriz, büyük bir kumsal ve büyük bir kum zambağı tarlası, muhteşem görüntüler. Bu güzellik, araba ve insan kalabalığını görmezden getiriyor, zaten akşam giderler. Mis gibi kokuyor. Mutluyuz.

Mora, Kato Samiko, Sahilde Kum Zambakları

 

Koordinat: 37.530654, 21.576809

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Leave a comment

Site araması

Bu Blog hakkında

Eğer sıkılmazsanız bu Bolg’da Karavan ve karavansız uzaklara yaptığımız fotoğraf ağırlıklı gezi yazılarımı izleyip, okuyacaksınız..

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.