Güney Amerika Seyir Defteri (Yaz 2017) 16. Bölüm Arjantin, Iguazu (Fotoğraf Gezi Kültürü)
18 Temmuz 2017 – Salı
Saat altıda aşağıda buluşuyor, kahve ile ikram bisküvitimizi yiyor ve taksi çağırıyoruz. Taksi geliyor, eşyaları yüklüyor ve yola çıkıyoruz. Resepsiyona taksi ücretlerini sormayarak hata ettiğimizi taksiye binince anlıyoruz. Taksici taksimetreyi açmak istemiyor ve fiyatı $600 olarak söylüyor, yaklaşık 35 Amerikan doları. Bize çok geliyor. Pazarlık yapmayınca iniyoruz taksiden. Hemen arkadan gelen taksiyi durduruyoruz. O da aynı fiyatı söylüyor. İspanyolca bir şeyler anlatıyor “buranın şehir dışı olduğunu, taksimetre açılmadığını, sabit fiyatla gidildiğini” anlattığını sanıyoruz. Neyse yapacak bir şey yok, biniyoruz mecburen. 7:10 gibi havaalanına varıyoruz ki Hamit bilete yanlış baktığını, bu havaalanı olmadığını, otele yakın olan havaalanı olduğunu söylüyor. Taksiciye anlatıyoruz, bu trafikte bir saat diyor. Yine yapacak bir şey yok, gideceğiz. Umarım kaçırmayız uçağı. Uçuşumuz 09:05 ‘te. Saat sekiz gibi geliyoruz tam Atlantik denizinin yanındaki havaalanına, uçuşa bir saat var. Taksici $1200 alıyor. Neye niyet, neye kısmet. Hemen koşuyoruz check-in bankosuna. Allahtan Hamit akşamdan Check-in yapmış. Uzun bir kuyruktan sonra bavulları verebiliyoruz. Burada Peru, Bolivya gibi ülkelerden daha çabuk ilerliyor işler. Güvenlik kuyruğu da çabuk ilerliyor ve içerideyiz artık. Ohh neyse, problem yok. Artık Buenos Aires’e veda etmek üzere biniyoruz uçağa. Yolculuk yaklaşık iki saat sürüyor. Pilot uçarken anons yapıyor ve şelalenin üzerinden geçtiğimizi haber veriyor ve kibarca hem iskeleden hem de sancaktan uçağı yatırarak şelaleyi net görmemizi sağlıyor, çok hoş.
Uçaktan Iguazu Şelaleleri
Iguazu ‘ya on bir gibi varıyoruz. Hemen bir taksiye atlayıp şelalelere koşturuyoruz. Güney Amerika’da nerede namlı bir yer varsa orası gibi burası da müthiş kalabalık. Uzun kuyruktan sonra biletlerimizi alıyoruz. Adam başı $500. Biraz pahalı ama değiyor. Gerçekten çok güzel bir yer.
Arjantin tarafından Şelale giriş bileti
Anlatması zor, görmek lazım. Kalabalıktan fırsat buldukça fotoğraf çekiyoruz. İçeride küçük ve büyük tur var. Bir de trenin gittiği bir bölge. Biz Gülten’le Hamitlerden ayrılıyor, küçük ve büyük turu tamamlıyoruz. Fotoğraf çektiğim için onlardan daha yavaşız. Onlar tren dahil tüm turu yapıyorlar.
İki turdan sonra saat 15:30 oluyor. Sabahtan beri daha ağzımıza bir şey koymadık. O nedenle treni boş verip ikişer empanada “doğru yazmamış olabilirim” ve birer bira alıp, çimlerin üstüne oturup, güneşleniyoruz.
Biraz da ortamı hissetmek lazım değil mi? Saat akşam beş, çıkışa gitmemiz gerekiyor artık. Zira bavulları girişte emanete bıraktık ve saat altıda kapanacak, yetişmemiz lazım. 17:10 gibi Hamitler de geliyor. Bavulları alıp yine taksi ile Brezilya tarafındaki otelimize gideceğiz. Artık Arjantin’e veda vakti. Taksi ile $700 ‘e anlaşıyoruz fakat üzerimizde o kadar peso yok, artan kısmını dolar veririz ne yapalım. Hadi bakalım Brezilya’ya. Arjantin’den çıkış ve Brezilya’ya giriş çok rahat oluyor. Artık Brezilya’dayız. Taksi 18:30 gibi otele getiriyor bizi. Otel, alışveriş merkezlerinden, şehirden uzak, ormanın ortasında bir yer. Yemek yiyecek başka bir tesis yok, mecburen burada yiyeceğiz. Restoran dedikleri yer dışarıda, üstü kapalı, etrafı naylonla çevrilmiş bir yer.
Hava soğuk, üşüyoruz ama alternatifimiz yok. Yemekte de. Veriyoruz fix siparişimizi. Et, pilav, makarna, kızarmış patates, salata, hepsi aynı tabakta ama lezzetli. Üşüyerek yiyoruz yemeği. Sonra odalara çekiliyoruz, uyumaya. Yemeğe giderken klimayı açmıştık, kırmış biraz odanın havasını. Yorgunuz yatıyoruz.