Kıyı, Kıyı Yunanistan (Yaz 2018) 2. Bölüm (Selanik – Atina) (Fotoğraf Gezi Kültürü)

blog-item

19 Temmuz 2018, Perşembe;

Port Pereia-Selanik gemi bileti

Sabah erken kalkıyoruz, etrafı toplayıp, kahvaltımızı yapıyoruz. Depoya biraz su alıyorum. Tamir olacak dolap ve gideceğiz diye. Gelmeleri saat Onu buluyor. Arabayı atölyeye alıyoruz. Kontrol edip, buzdolabının arkasındaki tüm aksamların değişmesi gerektiğini söylüyorlar. Yedek parça yok tabii. Mörfi de bizimle berabermiş, yeni fark ediyorum. Türkiye’de de yedek parça yok. Hollanda’ya yazıyorlar, anında cevap yok tabii. Saat 12 oluyor, gün ölüyor. Cevap gelene kadar karavanla Selanik’i gezelim diyorum. Antonis, park falan hep problem, arabayı burada bırak otobüs veya gemi ile git diyor. Çift yön bir kişilik 1.2€ f

Selanik otobüs bileti

iyatla ikişer adet otobüs bileti veriyor. Gemide de geçerli diyor ama ya yanlış anlıyoruz yada yanlış gemiye biniyoruz, kişi başı 3,5€ da gemiye ödüyoruz. Neyse öyle, böyle Selanik’e ulaşıyoruz. Gemi bizi Beyaz Kulenin önüne bırakıyor. Saat 3, tahminimizden erken geldik. Uzun zamandır yürümedik, gezerek dolaşalım diyoruz, Hop Off – Hop On’ lara binmiyoruz ama bir haritasını ediniyoruz. Haritada gezilecek yerler numaralandırılmış. 5 numara çok yüksekte yemiyor, 8 çok enterese etmiyor, 2 ye de zamanımız yetmiyor, diğerlerini yürüyerek dolaşıyoruz. Yaklaşık 18,000 adım atınca kısa sürede yoruluyoruz haliyle. Saat 7 gibi atıyoruz kendimizi Aristotelous Meydanı’na, dinlenirken dondurmalarımızı yiyoruz.  Aslında Modiano Pazarında bir, iki tavernayı kestirdik gözümüze ama dönüşü nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Teknenin son seferi 8’de. Riske girmeyip, yemeği bizim oralarda yeriz, otobüsle dönelim diyoruz. Önce Meydan’dan 3 numaralı otobüsle IKEA’ya gidiyoruz. (Otobüste IKEA diye yazınca Yunanca bir kelime diye algılamıştım, son durak bildiğimiz IKEA mağazası çıktı, şaşırdım valla.)  IKEA iyi oluyor. Bir kaç parça eşya ve somon alıyoruz. Oradan da 72 numaralı otobüse biniyoruz, otobüs bizi neredeyse karavanın kapısına kadar bırakıyor. (Bu arada değinmeden geçmeyeyim, daha önce yalnızca Atamızın evini ziyaret etmek için araba ile gelmiştik. Bu nedenle bu sefer uğramıyoruz.)

Selanik Haritası (Yuakrıda), ve anıları (Altta)

Karavanda, tavada somon, haşlanmış patates ve şarapla mükemmel bir yemek yeyip uykuya dalıyoruz.

Selanik, Agios Dimitrios Kilisesi

Selanik, Beyaz Kule

Not: Karavancılar Selanik’i gezmek istiyorlarsa Zampetas Karavan Park ideal yer. Biz oradayken bir çok karavan gelip, yaya olarak bizim gibi Selanik’i gezmeye gittiler. Ayrıca karavan için her türlü malzeme ve servis olanağı var.

21 Temmuz 2018, Cumartesi;

Hareket:              Selanik, Pereia                                 Kilometre: 113,922

Hedef :                 Limani Litochorou

Buzdolabı problemi için Pereia’da iki gün geçirdikten sonra bugün öğlen saat 12 gibi yola çıkıyoruz. Maalesef arıza kısa sürede tamir olmayacak, Türkiye’ye gidince halledeceğiz. Zampetas’dan küçük çanta tipi 12 Volt’luk bir soğutucu alıyorum. En azından suyumuzu kan gibi içmeyelim. Arızalı buzdolabının küçük buzluk kısmı, normal buzdolabına yakın çalışıyor. O ve yeni soğutucu zor olsa da işimizi görecek. Alış-verişi günlük yapmak, bozulmayacak gıdalara ağırlık vermek, suyu ılık içmek vb. bir şekilde halledeceğiz. En büyük problem bira ve Uzo, daha 20 gün var turun bitmesine.

Selanik’in içinden geçip yine kıyıdan devam ediyoruz. Aliki’de Limana bakan bir yerde tentemizi açıp kahve molası veriyoruz. Hemen ileride bir plaj var ama Muazzez’e yer yok, yola devam.  Bir çok yazlık yerden geçiyoruz. Katerin’in sahili Olimpiya Plajı “Olympiaki Akti” çok uzun ve çok geniş kumsalı ile güzel görünüyor ama oldukça kalabalık. Kalabalıktan, özellikle hafta sonu kalabalığından kaçıyoruz, yola devam. Saat 5 gibi sanırım Litochorou’ya bağlı Limanın yanındaki Akrotiri Plaj Bar’ının üzerindeki yeşil alanı gözümüze kestirerek tezgahımızı kuruyoruz.  Tabi hemen bir yorgunluk birası. Önümüzde engin deniz. Burada geceleyeceğiz. Akşam yemeği, bir karavancı klasiği, ton balıklı makarna J  Sivrisinek dehşeti sürüyor. Bu akşam sivrisinek sürek avına çıkıp, 16 tane haklıyoruz. Bir iki tane kalıyor ama nispeten iyi bir gece geçiyor, kimyasal sürmemiş olmak da cabası. Avlama yöntemi zaman alıyor ama iyi. Karavanın tüm camlarında ve sürgülü kapıda sineklik var, avdan sonra havalandırma problem olmuyor.

Bu arada Yunanistan’dan ilk defa mazot aldık. Litresi 1,48 €. Şu andaki kurla 8,3 TL. Yani çeyrek dolu depoyu doldurmak için neredeyse servet ödedik. 600 Lira. İyi ki Türkiye’den çıkmadan fullemişim depoyu da buraya kadar ihtiyaç duymadık mazota.

Koordinat: 40.138895, 22.54835

Litochorou, Akrotiri Plaj Bar

Litochorou, Akrotiri Plaj Bar

22 Temmuz 2018, Pazar;

Hareket:              Limani Litochorou                           Kilometre: 114,087

Hedef :                 Agios Georgios

Kahvaltıyı başka yerde yapmak üzere sabah yola çıkıyoruz. Yine kıyı, kıyı dar yollar. “Paralia Koulouras” dan bir marketten alış veriş yapıp, ardından Pineios nehrinin denize döküldüğü yerde, bir büyük meşenin altında kahvaltımızı yapıyoruz.

Koordinat: 39.932831, 22.709459

Pineios nehri, bizi misafir eden Meşe Ağacı.

Pineios nehri, bir görüntü.

Pineios Nehri, Agios Georgios Arasında Bir Köy

Burası güzel kalmak için ama biraz daha yol almamız lazım. Volos’a kadar gidelim sonra bir yer bakarız diyerek yola devam ediyoruz. Yine ara yollardan, küçük köylerden geçiyoruz. Öyle zamanlar oluyor ki bu yol gerçekten bir yere çıkacak mı diye merak ederek ilerliyoruz. Dereleriyle, nehirleriyle, ağaçlarıyla oldukça güzel bir bölge. Her köy, bölge değişik bir ürün yetiştiriyor. Kivi bol. Badem, ayçiçeği, mısır, pamuk, meyve her şey bol. Neyse Volos’a varıyoruz. Büyük şehir. Hemen kaçıp deniz kıyısında ufak bir köy aramak için devam. İlk girişim Kritharia, çok küçük, karavanı park edecek yer yok. İkinci Marathos, aynı, yollar felaket, her an yol bitecek manevra bile yapamayıp kalacağız hissiyatı var ama geçiyoruz bir şekilde. İnatla kıyıdan devam ederken Agios Georgios’a ulaşıyoruz

Agios Georgios, Kafe’nin parkı.

Tam girişte korktuğumuz başımıza geliyor. Bir araba park etmiş, denizle araba arasından geçemiyoruz, geri de dönemiyoruz. Ne yapacağız diye düşünürken 10 dakika sonra arabanın sahibi geliyor neyse ki. Arabayı biraz daha kenara alınca, zar zor da olsa geçiyoruz oradan. Koyun sonunda geniş bir park yeri var, park edip yemek yiyecek bir yer aramak için gezinmeye başlıyoruz. Deniz kenarında kafe, büfe karışımı bir yere soruyoruz, evet yemek var hatta oto park da var. Yemek yerseniz otoparkı kullanabilirsiniz diyor. Ok. Muazzez’i otoparka çekip hemen bir masaya oturup yemek öncesi biramızı içiyoruz.

Burası hoş, denizin hemen kıyısı. Kıyıda duşu var. Sabah denize girer, duşumuzu alır gideriz. Ha klasik oldu ama hava kararmaya başladı ve sivriler ortaya çıktı.

Akşam yemeğimizi uzo eşliğinde yiyoruz. Sardalye ve adını hatırlamadığım ufak bir balık, Yunan salatası, kalamar tava, uzo, daha önce içtiğimiz biralar, buzlu çikolata hepsi 40 € tuttu. Türkiye’ye yakın yerlerden daha hesaplı. Yerin adı Mamidaki Beach. Gelene tavsiye ederiz.

Yemeğimizi yedikten sonra hesabı öderken gece burada kalabilir miyiz sorumuza “benim için problem yok, Volos’ta oturuyorum” diye yanıtlıyor. Allah, Allah nerede oturduğunu neden vurguladı diye düşünüyoruz bir an. Nedenini ertesi gün anlıyoruz.

Koordinat: 39.291627, 22.881281

Agios Georgios, Kafeden Plaj görünümü.

Agios Georgios, Kafede içtiğimiz bira.  

23 Temmuz 2018, Pazartesi;

Hareket:              Agios Georgios                 Kilometre: 114,257

Hedef :                 Karavomilos

Sabah deniz ritüelini yapmak üzere karavandan çıkıyoruz. Sürpriz !… Hem kafenin bahçesi hem de otoparkın kapısı kapalı ve kilitli. Adam akşam, uzakta oturuyorum, geç gelirim demek istemiş meğerse, biz anlamamışız. Çitten atlamak ta şimdi yakışık almaz, oturup masanın birine beklemeye başlıyoruz. Saat 10 gibi geliyorlar, özgürüz. Denize girip, duşumuzu alıyoruz. Kafede Grek kahvemizi içip saat 12’ de ancak yola çıkabiliyoruz. Bir Lidl market bulup yiyecek bir şeyler alıyoruz. Marketin otoparkında sandviç yapıp, soğuk sütlü kahve ile geç kahvaltımızı da yapıyoruz.

 

 

 

 

 

 

Yine çok güzel koylar, ufak köyler geçiyoruz. Sahil köyü olan Achilleion’ da, sahilin başındaki içilebilir çeşmeden su depomuza takviye yapıp, boşalan içme suyu şişelerimizi de dolduruyoruz.

 

Achilleion, Karavana içilebilir su takviyesi yapıyoruz.

Yolda gördüğümüz, kalınabilecek bir koy.

Yola devam, sakin, güzel yerler. Bir ara yukarıdan küçük bir yelkenlinin alargada durduğu bir koy görüp belki ileride burada bir gece geçiririz diye konumu not alıyoruz. ( 38.94222, 22.94330 ) Zeytin ağaçlarının altında hoş yer.

Yolda, yokuşta kalmış İstanbul plakalı bir TIR gördük. 11 gündür hemşeri görmediğimizden hemen durup bir ihtiyacı olup olmadığını sordum. Neyse ki problem yokmuş, depo değiştirirken motor hava yapmış. 2 dakika sonra çalıştı zaten. Bize de 2 tane buz gibi Niğde gazozu armağan etti şoför arkadaş. Buzdolabı arızasından sonra bu sıcaklarda hasretiz soğuk içeceğe, ilaç gibi geldi.

Saat akşam 5:30 oldu, artık kalacak bir yer bulmanın zamanı geldi. Ve yol bizi Karavomilos’a getirdi. Yine deniz kenarına park ettik Muazzez’i. Yine kıyıda duşlar var. (Daha önce de yazdığım gibi, kim organize ediyor bilmiyorum, devlet mi, belediye mi? Ama koyların hemen hemen çoğunda duş, şemsiye, su,  ya hepsi ya da bir kısmı var. Hatta bir kısmında cankurtaran dahi var ve her şey ücretsiz halkın kullanımına sunulmuş)

Kıyıda bir ağacın altına sandalyelerimizi koyup, biramızı içerek yeni yere hoş bulduk dedik.

Koordinat: 38.885782, 22.701051

Bu akşam felaket rüzgar var. Karavanda durulmuyor sallantıdan. İyi yanı sivrisinek yok rüzgar nedeniyle. Gece geç saate kadar kumsalda oturup şarabımızı yudumluyoruz rahatça.

Kaldığımız yer otobanın da kenarında. 300 metre ilerimize bir tanesi Türk üç, dört TIR park etmiş. Park ettikleri yerin karşısında tavernalar var. Ben duymadım ama Gülten gece kadınların geldiğini yüksek sesle konuşulduğunu, tedirgin olduğunu söyledi. Belkide uzun yol TIR şoförlerinin eğlendikleri mekanlardı bu tavernalar.

 

Karavomilos, park ettiğimiz yer

Karavomilos Sahili

(Bir haber alıyoruz İnternet’ten, Atinan’nın 40 kilometre batısında, Rafina bölgesinde çıkan yangın, bu kuvvetli rüzgarın da etkisiyle ormandan yerleşim yerlerine sıçramış. 76 ölü, 100 kayıp, 170 yaralı var. Felaket !..  Ateşle rüzgar bir araya gelince hiç bir şey tanımıyor, her şeyi yok ediyor. İnsan ne diyeceğini bilemiyor. Komşunun başı sağ olsun)

Bir kaç gün sonra aldığım yangınla ilgili gazetenin ana sayfası. Ölü sayısı 82’ ye yükseldi.

24 Temmuz 2018, Salı;

Hareket:              Karavomilos                       Kilometre: 114,257

Hedef :                 Eğriboz (Evia), Eretria

Sabah gürültü ile uyanıyoruz. İçlerinde beş, altısı çocuk, bir, ikisi genç  yaklaşık kırk kişilik bir grup gelmiş, tam önümüzde denize giriyorlar. Yaş ortalaması 70, 80. Bu Yunan yaşlıları konuşmayı çok seviyor, özellikle denizin içinde ya iki kişi ya da grup olarak saatlerce konuşabiliyorlar.

Biz de kalkıp denize girip, duşumuzu alıp, Muazzez’i toparlayıp, kahvemizi içip, farklı bir yerde kahvaltı yapmak üzere yola çıkıyoruz. Bir süre gittikten sonra Navigasyon’un ihanetine uğruyoruz. Tabi bizim uyuduğumuz da bir gerçek. (Otoban ve ücretli yollardan kaçın seçenekleri işaretli olmasına rağmen) Kendimizi otobanda buluyoruz birden. Hem de ücret gişelerinden 1 veya 2 km önce. Verip paramızı çıkıyoruz acilen.

Yol kenarında çam ağaçlarının altında, denize 7 – 8 metre dik bir yamacın üzerinde yer bulup kahvaltımızı yapıyoruz. Bu akşam konaklanacak yeri, yine doğaçlama “Larymna” olarak belirledik. Dar, bazen toprak yollardan, dağ, tepe aşarak akşam 5 gibi varıyoruz Larymna’ya. Burası ufak bir koy, koyun karşı kıyısında haritada gözümüzden kaçan Metallica kasabası var. Aslında kasaba değil Larco firmasının demir, çelik fabrikası. Burası dahil, koyun çevresi demir pası renginde. Dev baca ve çıkan duman da hiç hoş değil. Bir kaç fotoğraf çekip hemen kaçıyoruz.

Larymna, Larco Demir-Çelik Fabrikası

Epey geç oldu, bu saatten sonra gidip yer bulmak kolay olmayacak. Neyse, yapacak bir şey yok. Burası bir delta, kıyıda doğru dürüst yer ve yol yok, vuruyoruz kendimizi dağlara. Bir süre fabrikaya cevher sağladığını düşündüğümüz devasa maden ocaklarının yanından ilerliyoruz. Her yer paslı toprak. Baya bir tırmanıyoruz. Tepede, bir kasabanın marketinden alış-veriş yapıp yola devam ediyoruz. Hedef, Eğriboz adasına kadar gitmek.

Eğriboz Adasına giriş (Chalcis)

Akşam 7 gibi adanın oralara varıyoruz. Ada ve Ana kara, iki köprü ile bağlı bir birine. Kuzeydeki köprüye yöneliyoruz.

Köprünün iki yanı da oldukça büyük şehir, park problemi var. Dönüşte gezmek üzere pas geçiyoruz. Ada’nın Ana karaya bakan tarafından Güneye doğru ilerliyoruz. Bölge biraz sanayi bölgesi gibi, hoşumuza gitmiyor devam ediyoruz. Eretria denen bir yere geliyoruz. Arabanın ancak sığacağı bir kapıdan girilen, sonradan dikildiği belli bir düzende, devasa olmuş Okaliptüs ağaçlarının gölgesinde, yine denize sıfır bir yer buluyoruz. Enteresan biçimde kimse yok. İlk önce uydunun çekip çekmediğini kontrol ediyoruz. Çekmiyor, ağaçlardan dolayı, yerimizi değiştiriyoruz, yok. Neyse, üçüncü denemede buluyoruz uyduyu, Ada’nın merakla beklediği dizinin yeni bölümü var. Seyrettirmeye söz verdik Yemeğimizi yeyip, Ada dizi seyrederken, biz dışarıda şarabımızı içip yatıyoruz. Yarın da adadayız ama neresinde belli değil. Yarın ola hayır ola.

Koordinat: 38.392768, 23.781668

Eğriboz, Konakladığımız Eretria sahili

 

25 Temmuz 2018, Çarşamba;

Hareket:              Karavomilos                       Kilometre: 114,607

Hedef :                 Eğriboz (Evia), Limnionas

Sabah kalkıp, kahvemizi içip, hazırlığımızı yapıyoruz. Yola çıkmamız 11:30’ u buluyor. Navigasyona “Vithouri” olarak giriyoruz hedefi. Ada çok büyük, güneyine inmek istemiyoruz, direkt doğusuna geçip kuzeye çıkarak ada turunu tamamlamak daha mantıklı. Doğuya doğru yola çıkıyoruz, bir süre sonra yol dikleşiyor. O kadar dik ve virajlı olamaya başlıyor ki genelde 2. Vites ara sıra da 3. Vites ile yol alıyoruz. Muazzez zorlanıyor ama ses çıkartmayıp, dayanıyor. Bir yandan hata mı yaptık diye düşünürken, bir yandan da çam ağaçları, dağlar, görüntü bizi büyülüyor. İki, İki buçuk saat tırmanıyoruz. Manzara şahane.

 

 

 

 

 

 

 

Eğriboz, Dağdan bir görünüş.

Bir kaç dağ köyünden geçiyoruz. Buralarda genellikle arıcılık yapıyorlar, arı ve kovan bol. Bulursak çam balı alalım diyoruz. Ayrıca, dev çamların kabuklarını yere paralel kesip altına  yüzlerce poşet bağlamışlar ve çam reçinesi topluyorlar. Her birinde yarım kilo ile bir kilo arasında, belki de daha fazla reçine birikmiş.

Bu arada güzel bir yer bulup, geç kahvaltımızı yapıyoruz. (kahvaltıyı geç yapıyoruz ama yolda meyve, abur cubur atıştırdığımızdan problem olmuyor.) Yola devam, artık inişteyiz, yol çok bozuldu. Bir ara yol o kadar dar ve kötü oldu ki, bir kaç evden oluşan bir köyde bir evinin bahçesine giriyoruz, yolun sonu zannettik.

Son yol ayrımında Vithouri hedefinden vazgeçiyoruz. Çünkü yol oradan sonra devam etmiyor ve Vithouri’ den buraya tekrar dönmek zorundayız. Tekrar buraya dönmek, bu yollardan tekrar geçmeyi istemiyoruz. Yeni hedef “Limnionas”. Bu noktadan iniş 40 dakika falan sürüyor ama bu yollardan daha önce hiç bir karavan geçmemiştir hissi doğuruyor içimize. Belki de gerçekten öyledir :).

 

 

Eğriboz, Çam reçinesi üretimi.

Burada epey araba, çadır, iki tane kafe, taverna var. Demek ki yarın gideceğimiz yol daha iyi. (Bu arada yola çıkmadan önce bir miktar mazot almıştım, iyi ki de almışım, buralarda yakıtsız kalmak felaket olurdu)

Koy’un kumu, kum değil denizin ufalayıp, yuvarladığı minik taşlar, güzel görünüyor. Deniz birden derinleşen, daha iri taşlardan oluşan bir yapıda. Yine duş var. Denize girip, duşumuzu alıyoruz. Sonra koyda bir yürüyüş yapıyoruz. Karşı uçta onlarca çadır ve çekme karavan var. Ama karavanlar yıllardır burada gibi.

Hava kararıyor, akşam yemeğini tavernada yiyelim diyoruz. Hemen karavanın yanındaki, yakın olanı seçiyoruz. Akşam 8 – 9 gibi gideceğiz. Çok bulutlanan hava şimşek ve gök gürültüsü halinde geldiğimiz dağın ardında homurdanıyor, belli ki buraya da yağacak. Karavanı biraz topluyor, yemeğe gidiyoruz. Yemekteyken biraz çiseliyor, gürlediği kadar yağmıyor. Yağsa iyi olacaktı, tozlu yollar Muazzezi çok kirletmişti, bir duş iyi gelirdi.

 

 

 

 

 

 

Eğriboz, Limnionas sahilinden bir görünüş.

Eğriboz, Limnionas sahilinden bir görünüş daha.

Eğriboz, Limnionas sahilindeki karavanlar.

Yunanda klasikleşen yemeğimiz 2 porsiyon küçük balık, ızgara iri karides, ızgara ahtapot, yunan salatası ve uzo’dan oluşuyor. Porsiyonlar büyük, bitiremiyoruz. Son anda gelen şanslı kedi neredeyse 1 porsiyon balığı yeyip, mutlu şekilde ayrılıyor masadan. 45 € gelen hesabı kredi kartı ile ödeyebiliyoruz. Muazzez bizi bekler, günü sonlandırıp gidip yatıyoruz.

Koordinat: 38.712623, 23.753138

26 Temmuz 2018, Perşembe;

Hareket:              Eğriboz (Evia), Limnionas               Kilometre: 114,684

Hedef :                 Atina

Sabah kalkıp denize girerek başlıyoruz yeni güne. Sandalyelerimizi dışarı atıp kahve keyfi yapmadan önce, sahildeki duşta şampuanla iyice yıkıyoruz kendimizi. Kahve içerken yaptığımız hesapta çok yavaş ilerlediğimiz çıkıyor ortaya. Neredeyse tatil süresinin ortasına gelmemize rağmen, Yunanistan’ın güney ucuna bir hayli yolumuz var daha. Zaten doğaçlama, ani kararlarla ilerlediğimizden, yine ani bir kararla adayı dolaşmayı boş verip, doğru Atina’ya gitme fikrini atıyoruz ortaya. Bunun üzerine, yolda kahvaltı yapmak üzere hazırlanıp düşüyoruz yola. Bu sefer yine tırmanarak ama düne göre mükemmel bir yoldan ilerliyoruz. Bazı noktalarda manzara eşsiz güzel. Her beş dakikada bir fotoğraf çekmek, manzarayı seyretmek için mola veriyoruz.

Eğriboz’dan dönerken gördüğümüz bir enstantane.

Dağı aştıktan sonra, çamların altında bir yer bulup kahvaltımızı yapıyoruz. Yola devam, bu sefer Ada’nın güney tarafındaki köprüyü kullanarak çıkış yapıyoruz.

Yol inişli, çıkışlı devam ediyor. Atina tarafına inişe geçince, yanan ormanları görüyoruz. Mati bölgesinde bir kaç gün önce çıkan yangın elektrik tellerinden çıkmış, kendi, kendimizi yakıyoruz. Yazık.

Akşamüzeri Atina, Pire Limanı’nın oraya geliyoruz. Daha önce İnternet’ten bulduğumuz bir otoparka bırakacağız Muazzezi.

Otoparkı buluyoruz, adı “Parkopolis”. Standart bir otopark, su ve İnternet dışında hiç bir şey yok, ama metroya yakın.

Koordinat: 37.947662, 23.645606

 

Leave a comment

Site araması

Bu Blog hakkında

Eğer sıkılmazsanız bu Bolg’da Karavan ve karavansız uzaklara yaptığımız fotoğraf ağırlıklı gezi yazılarımı izleyip, okuyacaksınız..

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.