Güney Amerika Seyir Defteri (Yaz 2017) 15. Bölüm Arjantin, Buenos Aiers – 2 (Fotoğraf Gezi Kültürü)
17 Temmuz 2017 – Pazartesi
Saat dokuz gibi buluşup, lobide kahvemizi içip çıkıyoruz yola. Hedef “Recoleta” mezarlığı. Üç kilometre civarında. Yürüyerek gidip gelmeye karar veriyoruz. Yürümek bir şehri tanımanın ve yaşamın fotoğraflarını çekilmenin en iyi yolu. Gerçi hava hala çok soğuk. Ama yürümek iyi geliyor.
Mezarlık gerçekten çok güzel. Mezar heykelleri, ikonları, tabelaları, yapıları ile her biri sanat yapıtı. Muhtemelen buraya gömülmek çok ciddi bir yatırım gerektiriyor, bakımları da çok pahalıymış. “Buenos Aires’te lüks bir yaşam sürmenin, burada ölü olarak yatmaktan daha ucuz” olduğu söyleniyor.
Bazı mezarlar bakımsız. Para ödemeyi kesenler muhtemelen. Biraz aradıktan sonra “Eva Peron” ‘un mezarını da buluyoruz.
Mezarlıkta bir, iki saat geçirdikten sonra ayrılıyoruz. Artık Buenos Aires’te alışveriş, yemek ve yatmaktan başka yapacak bir şeyimiz kalmadı. Yine yürüyerek şehir merkezine dönüyoruz.
Yarın gideceğimiz Iguazu için para bozduracağız. 17.30 ile en iyi oranı yakalayıp bozduruyoruz. Alışveriş ve dolaşma ile saati üç yapıp yemeğe gitmek üzere harekete geçiyoruz. Ortak karar ilk akşam gittiğimiz restoran “Santos Manjares”. Bu sefer önce sosis tava ile başlıyoruz. Enfes. Yine et ve şarap ile devam ediyoruz. İki şişe şarap iyi geliyor. Saat beş gibi kalkıyoruz. Bu restoran için Trip Advisor ‘a iyi şeyler yazmaya karar veriyoruz. Hem kalite, hem lezzet hem de fiyatlar oldukça iyi. Zaten insanlar masa boşalacak diye kapıda bekliyor. Yemekten sonra çıkıp Ayçin’in aklına gelen bir şeyi almak üzere tekrar Florida Caddesine dönüyoruz. Oradan da otele. Hava iyice kararıyor.
Servis altı için verilen kağıt, çok hoş.
Otel lobisinde Hamit’in marketten aldığı şarapla sohbete devam ediyoruz. Saat yedi gibi odalara çekiliyor ve saatlerimizi sabah beşe ayarlıyoruz. Altı gibi yola çıkacağız. Duşumuzu alıp bavulları sabah hazırlamak üzere yatıyoruz. İki gündür fazla uyuduğumuzdan mıdır, yola gideceğimizden midir uyuyamıyorum uzun süre. Sonra dalıyor ve kestiremediğim uyku süresinden sonra zil sesiyle uyanıyorum. Bu arada 4000 metre rakımlı Potosi, 2500 metre Sucra ‘dan sonra deniz seviyesine indik ama bize çok farklı gelmedi. Alıştık belli ki. Vücudun ortamlara çabuk alışması sanırım iyi bir şey.