Türkiye’nin Doğusu (İlkbahar 2025) Bölüm 06, Bitlis, Tatvan (Fotoğraf Gezi Kültürü)

blog-item

24 Nisan 2025 – Perşembe

Sabah kalkıp sekiz gibi kahvaltımızı ve otele ödememizi yapıp ayrılıyoruz. Bavulları arabaya bırakıp yaya olarak biraz Van’ı dolaşmaya çıkıyoruz. Yine burada da olan Rus pazarı ve Peynirciler çarşısına uğrayıp biraz otlu peynir biraz da ot alıyoruz. Bir dükkandan da eleği deriden yapılmış bir elek ve bir sepet alıp dönüyoruz tekrar arabaya. Hedefimiz Tatvan. Yola çıkıyoruz. Tatvan çok uzak değil, varıyoruz. Yolda, gece burada kalmaya karar verip öğretmen evini ayarlıyoruz konaklamak için. Kişi başı 900TL. Yeri bulup, bavulları bırakıp hemen çıkıyoruz. Ahlat’a gideceğiz. Yine yolda beğendiğimiz yerlerde fotoğraf çekerek ilerliyoruz.

Ahlat’ta önce Eski Yerleşim yerine uğruyoruz. Eski bir taş köprünün yanında kayalara oyulmuş evler, şapeller var. İlginç yer. Hava güzel, etraf yeşil.

Oradan Selçuklu mezarlığına gidiyoruz. Çok geniş bir alana yayılmış bu mezarlık dünyadaki en büyük orta çağ Türk-Müslüman mezarlığıymış. Mezar taşları buradan çıkan volkanik kayalardan yapılmış. Bazı mezar taşları çok uzun. Kayalar yumuşak olduğundan işlenmesi kolay, dolayısıyla hepsine şekiller, yazılar işlenmiş. Hala Ahlat civarında bir çok yapı bu taşları kullanıyor ve çok güzel duruyor.  

1,5 yıl gecikmiş bir restorasyon

Mezarlığın yanındaki müzeyi de müze kartla ziyaret ediyoruz.

Akşama az kaldı.  Buradan Nemrut Krater gölüne gideceğiz. Yola çıkıyoruz. Tatvan’a kadar gidip, oradan ayrılan yoldan tepeye doğru çıkıyoruz. Yol çok iyi değil. Göle altı kilometre kalana kadar ilerliyoruz. Bir noktada kar akıp yolun büyük bölümünü kapatınca ve geçmek için anca bir arabalık ve bir tarafı uçurum yer kalınca, ayrıca hava da kararmaya yüz tutunca ilerlemekten vaz geçip dönüyoruz. Bu kadar gelip dönmek acı ama neyse, başka zamana bırakacağız artık.

Tatvan’a dönüyoruz ve karnımız aç. Aslında burada meşhur olan Büryan yiyecektik ama bu saate kalmıyor, saat üçte bitiyormuş. Biz de iyi yemek yaptığını okuduğumuz Mavi Beyaz restorana gidiyoruz. Kebap, İskender gibi şeyler sipariş verip üzerine de Fırın sütlacımızı yiyerek yemek faslını tamamlıyoruz. Restoran bir alışveriş merkezinin en üst katında. Göl manzarası muhteşem.

Yemek üstüne çaylarımızı içip ayrılıyoruz. Dönerken yolu uzatıp sahil yürüyüşü yaparak öğretmen evine gidiyoruz. İyi de geliyor. Vardığımızda öğretmen evinin adeta bir kahvehaneye döndüğünü görüyoruz. Üç, dört masa okey oynuyor ve lobinin yanındaki restoran kısmı duman altı olmuş durumda. Biz de dönerken, yatmadan birkaç el okey oynarız diye konuşmuştuk ama bu kadar dumanı görünce vaz geçiyoruz, oturacak gibi değil. Balkonda Van Gölü manzarasında içmek üzere iki kahve alıp yatmaya gidiyoruz. Sabah sekizde kahvaltıda buluşacağız.

Site araması

Bu Blog hakkında

Eğer sıkılmazsanız bu Bolg’da Karavan ve karavansız uzaklara yaptığımız fotoğraf ağırlıklı gezi yazılarımı izleyip, okuyacaksınız..