Türkiye’nin Doğusu (İlkbahar 2025) Bölüm 02, Kars (Fotoğraf Gezi Kültürü)

blog-item

20 Nisan 2025 – Pazar

Sabah 7:30’da buluşup yine güzel kahvaltımızı yapıyor, odalara çıkıp hazırlık ve toplanma işini halledip otelden ayrılmak üzere lobide buluşuyoruz. Otelden genel olarak memnun kalıyoruz. Odalar ve kahvaltı son derece iyiydi. Ödememizi yapıp veda ediyoruz. Hedef Kars. Yolda Sarıkamış’a uğrayacağız. Çıkıyoruz yola. Her zaman olduğu gibi güzel yerlerde durup fotoğraf çekerek ilerliyoruz. Yolumuz güzel, tarihi bir köprünün yanından geçiyor. Köprüköy, Çobandere köprüsü. Fotoğraflarını çekip ilerliyoruz.

Tekrar yola çıkıyor fakat çok geçmeden yine duruyoruz. Hava, ışık, doğa öyle güzel ki.

Devam ederken garip bir mezarlık görüyoruz sağımızda. İki tip mezar var tüm mezarlıkta, hepsi yeni yapılmış. Bir kısmı bildiğimiz mermer sandık biçimli standart kabir, bir kısmı ise yalnız başında taşı olan toprak kabirler. İlgimizi çekince inip bakıyoruz. Bazı mezarlar gruplaşmış olarak isim, soyad, tarih vs. içermeden yalnızca aile adı yazıyor. Biz ne acaba diye düşünürken ziyaret için araba ile bir aile geliyor. Buranın hikayesini dinlemek için yanlarına gidiyoruz.

Bulunduğumuz yerden görünmeyen, hemen aşağıda olan Karakurt nahiyesinin taşınan mezarlığı olduğunu öğreniyoruz. Nahiyenin mezarlık dahil bir bölümü yapılan baraj yüzünden sular altında kalmış. Taşırken de yıllar önce ölen ama kim olduğu unutulan kişileri de taşımışlar, mezar taşlarına da şu, bu aileden diye yazmışlar. Ondan böyle isimsiz toplu aile kabirleri olmuş. Hikayeyi dinleyince köyü merak ediyoruz ve arabanın rotasını mezarlıktan sonra köye doğru çeviriyoruz. Sanırım eski Ruslardan kalma bu Karakurt nahiyesi. Muntazam taş evler, kilise, yollar her şey çok güzel. Tabi suların altında kalınca birer yıkıntıya dönüşmüşler ama endamları hala ben buradayım diyor.  Bu sıralar sular çekilmiş, dolayısıyla biz de birçok şeyi görebiliyoruz.

Epey fotoğraf çekiyoruz. Hala suyun değmediği evlerde yaşayanlar, çocuklar var. Yerli mi sonra göçebe mi geldiler anlayamıyoruz.

Sonraki durağımız Sarıkamış. Burası oldukça büyük bir ilçe. Tabi önce buranın meşhuru Katerina konağına gidiyoruz. Taş ve ağırlıklı olarak ahşaptan yapılmış, büyük ve tek katlı bir yapı. Ama bu da viraneye dönmüş. Hikayesine İnternetten bakarsınız. Bizden önce gelenler “Girmeyin, ayı sesi duymuşlar içeride” diyorlar. Buraya kadar gelmişiz bir ayı için mi görmeyeceğiz diyerek yavaş yavaş giriyorum içeri. Önce sessiz, sonra bağırarak (yöntemi de bilmediğimden) ilerliyorum sağa sonra sola. Tabi hiçbir şey yok. Böylece herkes giriyor içeriye. Gerçi viranelikten başka bir şey yok. Ama ahşap işçiliği gerçekten güzel. Burada biraz dolanıp içeriden, dışarıdan fotoğraf çekip ayrılıyoruz. Sarıkamış’tan arabanın deposunu doldurarak ayrılıyoruz.

İlerliyoruz ve sonunda Kars’tayız. Burada daha önce ayarladığımız “Mavi Ladin” diye butik bir pansiyondayız. İşletmecisi, Karslı olmayan, İstanbul’dan gelip burayı sevip yerleşmiş bir kadın. Kars’la ilgili biraz sohbet edip, odalara yerleşip çıkıyoruz dışarıya. Kars Kalesi, Kümbet, Camiler, Taş Köprü ve Eski Rus Evlerini dolaşıp fotoğraf çekiyoruz. Erzurum’dan sonra burası modern geliyor. Erzurum erkekler için bir şehir görünümündeydi, burası ise daha eşitlikçi daha özgür. Her saat canlı, özellikle Rus mimarisinin de etkisiyle oldukça iyi. Epey dolaşıp bol fotoğraf çekiyoruz.

Akşam oluyor ve tüm günün yorgunluğuyla acayip acıkıyoruz. Tabi yöresel olarak Kaz Eti tercihimiz. Araştırıp, soruşturarak “Hanımeli Mutfağında” karar kılıyoruz. Ben bir çorba ile başlıyorum. Diğer siparişleri tatmak için ortaya söylüyoruz. Kaz Eti, Piti, Poroşki Börek, Hengel, tatlı olarak ta Gafil Gonak ve Umaç Helva. İçecek olarak ta Gürcü şarabı söyleyecektik ama şişesi 2000TL çok geliyor ve vaz geçiyoruz. Yemek oldukça doyurucu tabi yanlarına getirdikleri garnitürlerle. Yemek üzerine çaylarımızı da içip ayrılıyoruz. Yatmadan tekrar kaleye gidip gece aydınlatılmış haline bakıp birkaç kare fotoğraf çekip istirahate çekiliyoruz.

Site araması

Bu Blog hakkında

Eğer sıkılmazsanız bu Bolg’da Karavan ve karavansız uzaklara yaptığımız fotoğraf ağırlıklı gezi yazılarımı izleyip, okuyacaksınız..